|
|
|
|
|
|
Artık kabare yapılmıyor |
| |
Mizah her dönemde
kuvvetli bir muhalefet
olmuş ve fıkralarla,
şiirlerle, karikatürle
gerekli yerlere uyarılar
yapılmıştır. Örneğin
Marko Paşa Mizah
Dergisi, 1940'lı 50'li
yıllarda her türlü
baskıya karşın
muhalefetin olmadığı
yerde muhalefet görevini
üstlenmiştir. 1960'lara
gelindiğinde de aynı
durum söz konusu.
Günümüzde ülkemizde de
birçok sorun yaşanıyor.
Ekonomik nedenlerle
göçlerin başlamasının
yanı sıra büyük
kentlerde problemlerin
ardı arkası kesilmiyor.
İşte bu dönemde de
mizah, muhalefet
görevini üstleniyor ve
bu sefer muhalefetin adı
"Kabare Tiyatrosu"
oluyor.
Bizim kuşağın özellikle
kabareyle tanışması daha
çok 80'li yıllara
rastlar. Devekuşu Kabare
Tiyatrosu'nun oynadığı
oyunlar; "Yasaklar",
"Deliler" en çok
aklımızda kalan
kabareler. Bu oyunlar
video kasetlere hatta
ses kasetlerine çekilir
ve yok satardı. Oyunlar
kahvehanelerde, video
salonlarında oynatılır
ve insanlar kahkahadan
kırılırdı. Daha sonra
birçok tiyatro grubu
kabare oynamaya başladı.
Ancak 90'lı yıllara
gelindiğinde kabare
oyunları birden bire
kesildi. Bir dönem
Ferhan Şensoy oynamaya
devam etti. Bugün ise
Ali Erdoğan Kabare Dev
Aynası Tiyatrosu
haricinde kabare
tiyatrosu izlemenin
imkanı yoktu.
Kabare tiyatrosunun
babası: Haldun Taner
Türkiye'nin kabare
serüveni Haldun Taner'in
1955'te tiyatro eğitimi
almak için Viyana'ya
gittiğinde izlediği
kabare ile başlar.
Taner'in ilk kabare
tiyatrosu denemesi, 20
Mayıs 1962 gecesi
İstanbul'dan Gen-Ar
Kulüp’te, sayıca az
seçkin bir seyirci
kitlesi karşısında
gerçekleşirir. Taner bu
deneyimini şöyle dile
getirir: "1962
yıllarında Adalet
Partisi yeni kurulmuştu.
Rahmetli Gümüşpala
durmadan beyanlar
veriyordu. Louis'lerin
sayısını şaşırıyordu.
Çok muhterem ve sempatik
bir zattı. Sonra, bir
147'ler problemi ortaya
çıkmıştı. Bu 147
profesör neye
uğradıklarını
anlayamamıştı... Riçin
atılmışlardı,
bilmiyorlardı. O günler
bu iki meseleyi kalemime
takıp beş altı skeç
yazdım. Bir de
gecekondular sorunu
ortaya çıkmıştı.
Gecekondudaki insanların
özlemlerini yazdım. 'Bu
Şehr-i Şehr-i Stanbulki'
adlı oyunu dört kez
sergilendi"
Oyunun çok beğenilip
tutulması Taner'in
kabare doğrultusundaki
çalışmalarını
sürdürmesinde büyük
etken olur. Taner 1967
yılında Devekuşu
Kabare'yi kurar. Kabare
Tiyatrosu'na yatkın
bulduğu Zeki Alasya ve
Metin Akpınar'ı
kadrosuna alır ve "Vatan
Kurtaran Şaban" adlı
oyunu, Sıraselviler'deki
Kulüp Oniki'de
sergilenir. Haldun
Taner, neden Kulüp
Oniki'yi seçtiğini şöyle
anlatır:
"... Kabare tiyatroları
dünyanın her tarafında
küçük salonlarda
oynanıyor... Bu, oyunun
özelliğinden içki
içiliyor. Herkes
rahatında. Yani dostlar
toplantısındayız. Bir
muzip dostlar
toplantısına gitmişiz. O
muzipler bize bir şeyler
yapacaklar. Biz de
katılacağız onlara, dost
gibi. Böyle bir hava"
Ekonomi Galip, Kabare
Tiyatrosu Nakavt
Vatan Kurtaran Şaban,
Gözlerimi Kaparım
Vazifemi Yaparım, Aşk-ü
Sevda, Eşeğin Gölgesi,
Zilli Zarife, Astronot
Niyazi, Dün... Bugün,
Ayışığında Şamata, Dev
Aynası, Haneler ve Yalan
Dünya adlı oyunlarla
devam eder kabare
tiyatrosu. Umur Bugay,
Ferhan Şensoy, Kandemir
Konduk, Oktay Arayıcı,
Muzaffer İzgü, Adnan
Veli ve İsmet Kuntay ise
Haldun Taner'den sonraki
kabare yazarlarıdır.
Bazı oyunları bu ekip
birlikte yazar.
Haldun Taner, 1979
yılında Devekuşu Kabare
Tiyatrosu'ndan ayrılır.
Ayrılmadan önce 1972
yılında "Kabare bir
memleketin nabzıdır.
Estetik kaygı, sanat
kaygısı kabareden
çekildiği zaman yani
ölçüsüzlüğe düşüldüğü
zaman kabare çok
adileşir" diyen yazar,
kabare türü bağlamında
daha çok ödün
veremeyeceğini de
düşünmüş olmalı. Bir
gece kulübünde seçkin ve
aydın bir izleyiciye
sunulan Kabare
tiyatrosu, zamanla
ekonomik nedenlerle
yozlaşarak ve daha geniş
kitlelere "Maç
kalabalığının kabareye
dolmasıyla" beklenen
sona doğru hızla
ilerledi. Bu yüzden
90'lı yıllara
gelindiğinde ortada
Kabare Tiyatrosu
kalmamıştı. Yazar Haldun
Taner ise bu tehlikeyi
daha 1972 yılında görmüş
ve uyarmıştı. Ancak
ekonomi galip geldi ve
kabare tiyatrosu mağlup
oldu.
Kabare için ne
dediler?
Yazar-tiyatro oyuncusu
Ali Erdoğan, kabare
tiyatrosuyla ilgili
düşüncelerini şöyle
anlatıyor:
"Devekuşu Kabare
Tiyatrosu, 1990-91
sezonunda ara verdikleri
oyunlarına 'Şuna Buna
Dokunduk' oyunuyla geri
dönecekti. Oyunun
kadrosu oluşturulurken,
Doğu, Karadeniz, Ege
şivesini konuşabilen bir
oyuncuya ihtiyaç
duyulmuş. O sırada bir
tiyatrocu dostum benim
bu şiveleri
yapabileceğimi söylemiş.
Beni çağırdılar, gittim.
Oyunun provalarını Metin
Akpınar yapıyordu. Üç
skeci, üç ayrı şiveyi
yaptırarak okuttu.
Başarılı olunca beni
kadroya aldı. Devekuşu
Kabare Tiyatrosu'nda beş
yıl çalıştım. Bu süre
içinde Biz Bize
Benzeriz, Dünya Hali,
Zeki-Metince, Hastane
dizilerinde hem yazar
hem de oyuncu olarak yer
aldım. Kabare tarzında
daha önceden de skeç
yazıp roller alıyordum
ama sezgilerimle, el
yordamıyla hareket
ediyordum. Devekuşu
Kabare'de bu işi
üstadların yanında daha
iyi kavrayarak ve daha
bilinçli olarak yapmaya
başladım. Kabareyi
herhangi bir komedi
tiyatrosundan ayıran
hiciv çizgisinin farkına
tam manasıyla, Devekuşu
Kabare Tiyatrosu'nda
vardım. Bu tiyatroda
şakanın büyük bir
ciddiyet içinde
yapıldığını gördüm.
Güldürüde zamanlamanın
ne kadar önemli
olduğunu, tipten tipe
geçerken nelere dikkat
etmem gerektiğini burada
öğrendim. Kabarenin en
temel görevinin
eğlendirerek uyarmak
olduğunu, toplumsal
sorunların üzerine
gittiğini, hicvin bu
sorunların bağrında
yatan çelişkilerden
çıkarıldığını fark
ettim. Tabi Devekuşu
Kabare gerçeğinin
temelinde, Türkiye'ye
kabareyi ilk tanıtan ve
benimseten Haldun
Taner'in usta kalemiyle
yazdığı oyunların
olduğunu belirtmek
gerekir"
Kabare alanında edindiği
tecrübelerle 2001'de
Kabare Dev Aynası'nı
kuran Erdoğan, "Yazıp
yönettiğim İlişkime
İlişme, Sansasyonun
Kadar Konuş, Tıpkısının
Aynası oyunlarıyla bu
sanat dalına sahip
çıkmaya ve yaşatmaya
çalışıyorum. Yorgun
bedenleri gevşetip
rahatlamaya ve sadece
kitleleri oyalayıp
eğlendirmeye devam eden
akide şekeri tadında
güldürülerin tercih
edildiği günümüzde bir
hiciv tiyatrosunu
benimsetmek zor. Fakat
bu zorluğun üstesinden
gelmek zorundayız!”
diyor.
Kabare Türkiye'ye
için bir yenilikti
Tiyatro oyuncusu Nezih
Tuncay ise Haldun
Taner'in Kurduğu
Devekuşu Kabaresi'nin
1967 yılında Türkiye'de
ilk oyununu oynadığı
zaman çok beğenildiğini
söylüyor. Tuncay şöyle
devam ediyor:
"Kabare Türkiye için
yeni bir soluktu,
Türkiye'nin bilmediği
bir türdü. Hatta
videonun Türkiye'ye yeni
girdiği dönemde
oyunların kasetleri
çıktı ve kapış kapış
tüketildi. En ilginç
olanı ise ses
kasetlerinin çok
satmasıydı. Devekuşu
Kabare dönemin
sorunlarını
hicvediyordu. Sağlıktan
siyasete, trafikten
eğitime birçok konu
Devekuşu'nun
malzemesiydi. Bir
oyunumuza Kenan Evren
gelecekti ve biz oyun
içinde geçen küfürleri
kaldırma kararı aldık.
Ancak oyunun finalinde
Metin Akpınar bu karara
uymadı ve bir küfür
patlattı, biz Kenan
Evren'e baktık neyse ki
O da kahkahalarla
gülüyordu. Kabare
tutunca Devekuşu'nun
haricinde yeni gruplar
kuruldu. 70'li ve 80'li
yıllar kabarenin en
parlak dönemi oldu.
Devekuşu Kabare 1988
yılında 'Deliler' oyunu
ile kapandı. Tabi bu
dönemin ardından Türk
Tiyatrosu yeni bir akım
ile karşı karşıyaydı:
'Epik Tiyatro'. Bu
dönemden sonra kabare
oynayan tiyatrolar oldu,
Levent Kırca, Ferhan
Şensoy, Ali Erdoğan
gibi.."
Fransa’da doğdu
Yazar Kandemir Konduk da
Kabare Tiyatrosu'nun
Fransa'da doğduğunu
belirterek, "Türkiye ilk
kez 1967’de kurulan
Devekuşu Kabare
Tiyatrosu'nun oynadığı
'Vatan Kurtaran Şaban'la
kabare tiyatrosu ile
tanıştı. Kabare; daha
çok güncel politik
konuları toplumsal ve
kültürel yaşamdaki
yozlaşmayı, hicveden
iğneleyici bir dille
eleştiren bir tiyatro
türü. Güldürürken
düşündüren bir tarzı
var. Günümüz gençliği
ise kolay tüketilen
espri, skeç, talk şov
türlerine rağbet ediyor.
Bu, 80 sonrası kuşağın
genel özelliklerinden”
dedi.
Kabare güldürürken
düşündürür
Kabare Tiyatrosu
Fransa'da doğdu. Türkiye
ilk kez 1967'de Haldun
Taner tarafından kurulan
Devekuşu Kabare
Tiyatrosu'nun oynadığı
'Vatan Kurtaran Şaban'la
kabare tiyatrosu ile
tanıştı. Kabare; daha
çok güncel politik
konuları, toplumsal ve
kültürel yaşamdaki
yozlaşmayı hicveden,
iğneleyici bir dille
eleştiren bir tiyatro
türü. Güldürürken
düşündüren bir tarzı
var. Oysa günümüz
gençliği daha çok içi
boş, anlık kolay
tüketilen espri, skeç,
talk şov türlerine
rağbet ediyor. Bunu,
özellikle 80 sonrası
kuşağın genel bir
özelliği olarak
yorumlayabiliriz.
Kandemir Konduk
(Yazar)
Kabare yeni bir soluk
getirdi
Kabare, Türkiye için
yeni bir soluktu,
Türkiye'nin bilmediği
bir türdü. Hatta
videonun Türkiye'ye yeni
girdiği dönemde
oyunların kasetleri
çıktı ve kapış kapış
tüketildi. Devekuşu
Kabare dönemin
sorunlarını
hicvediyordu. Sağlıktan
siyasete, trafikten
eğitime birçok konu
Devekuşu'nun
malzemesiydi. Kabare
tutunca Devekuşu'nun
haricinde yeni gruplar
kuruldu. 70'li ve 80'li
yıllar kabarenin en
parlak dönemi oldu.
Devekuşu Kabare 1988'de
'Deliler' oyunu ile
kapandı. Bu dönemin
ardından Türk Tiyatrosu
yeni bir akım ile karşı
karşıyaydı: 'Epik
Tiyatro'. Bu dönemden
sonra kabare oynayan
tiyatrolar oldu, Levent
Kırca, Ferhan Şensoy,
Ali Erdoğan gibi.."
Nezih Tuncay
(Tiyatro oyuncusu)
Yaşasın kabare
Kabare tarzında daha
önceden de skeç yazıp
roller alıyordum ama
sezgilerimle, el
yordamıyla hareket
ediyordum. Devekuşu
Kabare'de bu işi
üstadların yanında daha
iyi kavrayarak ve daha
bilinçli olarak yapmaya
başladım. Kabareyi
herhangi bir komedi
tiyatrosundan ayıran
hiciv çizgisinin farkına
tam manasıyla, Devekuşu
Kabare Tiyatrosu'nda
vardım. Güldürüde
zamanlamanın ne kadar
önemli olduğunu, tipten
tipe geçerken nelere
dikkat etmem gerektiğini
burada öğrendim.
Kabarenin en temel
görevinin eğlendirerek
uyarmak olduğunu,
toplumsal sorunların
üzerine gittiğini,
hicvin bu sorunların
bağrında yatan
çelişkilerden
çıkarıldığını fark
ettim.
Ali Erdoğan
(Yazar-tiyatro oyuncusu)
|
|
|