Tiyatroya gitmeyen toplumlar
Sık sık oyuna gelirler...
Ali Erdoğan


Ana Sayfa  |   Kabare Dev Aynası  |  Ali Erdoğan  |  Oyunlar  |  Oyun Programı  |  İletişim  |  Ziyaretçi Defteri
 
YA TUTARSA ELEŞTİRİSİ/ MELİHA AKAY


SANDIK BAŞINDA HOROZ ÖTERSE MELİHA AKAY / TİYATRO TİYATRO DERGİSİ

Hangi iktidar döneminde olursa olsun, muhalefet etmek, hicvetmek, sıradan insanların göremediklerini ‘gözüne sokarcasına’ gösterebilmek, siyaset ve medya ilişkisindeki pazarlıkları sumen altından çıkarabilmek her yiğidin harcı olmasa gerek! Panayır yerine dönen seçim ve miting meydanlarındaki afişlerin arasında saklı duran çanlara elinin tersiyle şöyle bir dokunup çalmalarına sebep olmak da ayrı bir cesaret işi… Kabare Dev Aynası’nın hem geçen yıl hem de bu yıl sahneye koyduğu oyunlar ( Bize Bir Haller Oluyor ve Ya Tutarsa) hiciv geleneğinin sanki son örnekleri gibi. Neden böyle bir hüzün doğurdu bilemiyorum ama Ali Erdoğan ve ekibi, ustaları saydıkları Haldun Taner’den aldıkları bayrağı gururla taşımaya kararlı görünüyor. Seyirciyi oyuna dahil etmeyi daha ilk dakikalardan itibaren öylesine ustalıkla yapıyorlar ki, bir yandan oyunu izlerken bir yandan da her seyircinin kendi bilinç derinliğince çağrışımların içinde dolaştığından hiç şüphem yok. Bu o kadar böyle ki; ben Stefan Zweig’ın ‘Vicdan hatırladıkça hiçbir suç unutulmaz!’ deyişinin peşine takılmış hem de, kendi ülkemizde ve pek çok üçüncü dünya ülkesinde neredeyse resmi bir ideoloji haline getirilmiş, kolektif amnezi denilebilecek ‘unutmak’ hastalığının neresinde olduğumuzu kendime sormaya başlamıştım. Seçimle yatıp seçimle kalktığımız günlerde, Ya Tutarsa oyunu ile Ali Erdoğan ve ekibi bize, adlarına yaraşır biçimde ‘DEV’ bir ayna tutarak, gündelik hayata başka bir gözle bakmamızı sağlıyor. Aslında güldürürken yüreğimizin en hassas yerine bir iğne batırıveriyor usturupluca. Takip ettiğim bir tiyatro yazarı ve yönetmeni olduğu için bunu kendileri de farkında olsa bile bir kez daha söylemek istedim. İki perdelik oyunun her perdesi dopdolu. Özellikle de; Ellerdeki ipler aynı kuklalar değişiyor! Ve Yalanın acısını bütün toplum çeker! replikleri unutulmazlarım arasında. Tipik bir Anadolu kasabasında yaşanan seçim yarışı ve bu yarışta insana dair bütün hallerle birlikte, siyaset – medya ilişkisi, ( ki bütün kirliliği ile birlikte!) asla yerine getirilmeyecek vaatler, belâgat ve hitabetin önemi, kurnazlıklar, ayak oyunları, Şark kurnazlığıyla, zavallı denecek saflıktaki kasabalıyı soyup soğana çevirme, ahlâk sorgulaması ve siyasete dair bütün oyunlar!...Bu kertede diyeceğim şu ki; bugünün siyasetçileri, olanca çirkefliği, acımasızlığı ve her geçen gün vahşileşen atışmaların sahipleri gelip bu oyunu izlese birkaç dakika durup düşünecektir. Umarım haberdar olur, zaman bulur ve de izlerler! Ali Erdoğan ve oyunda rol alan Celal Belgil, Sedat Dalar, Cihan Bektaş, Meriç Eroğlu ( Geçen yılki Bize bir haller oluyor’da, aba altından sopa göstererek yemek tarifi yazdıran siyasetçiye karşı duran muhabir tiplemesiyle de hep hatırlanacaktır) Gökhan Keskin, Çağla Şadoğlu her biri yeteneğini kanıtlamış oyuncular. Bu ekipte Afet ve Dürdane Nine’yi canlandıran Sibel Erkan’a hakkını teslim etmek gerek. Çünkü mimik kullanma başarısından öte, oynadığı tiplemelerin yüz ifadelerini kendi yüzünün ifadesi gibi seyirciye geçirebilmesiyle bana Demet Akbağ’ı anımsattı. Bundan sonrasında da, mitolojik ya da siyasi, psikolojik ya da sosyolojik temalı rollerde görmek dileğimdir. Teknik ekip olarak Ayhan Yavaş ve Murat Kızılkaya’nın katkılarını da unutmamak gerek. Edebiyat ve tiyatro arasındaki ilişkiyi göz önüne alırsak; her kitapta yazarın olan bir kısımla birlikte, anonim ve kolektif olan kısımlar da bulunduğu bir gerçektir. Bu bilinç, sadece edebiyatı etkilemekle kalmaz, siyasetin de ne kadarının salt kurgu, salt belagat, mit ya da gelenekleşmiş izlekler olduğunu fark etmemizi sağlar. Siyaset de edebiyat gibi kendi analizini yapmak ve kendine güvenmek zorundadır. Tiyatro sahnesine taşıyarak Ali Erdoğan’ın yaptığı tam da budur. Ayrıca, Bize Bir Haller Oluyor’daki tek kişilik ‘show’u denebilecek gösteride belleklerimize kazıdığı Profesör tiplemesi son derece düşündürücüydü. Hoşgörüyü eksen olarak almıştı. Yirmibirinci yüzyıl insanın ne denli çabalarsa çabalasın koşulların ve koşullanmaların etkisiyle bunu başaramadığını hüznün imbiğinden geçirerek anlatıyordu. Sistemin, komün hayatını öne çıkarıp çekirdek aileyi yok etme çabası, kadın erkek ilişkilerini işlerken pozitif ayrımcılık yaparak kadına şiddeti vurgulaması, o güne değin izlediğim hiçbir oyunda bu denli gerçekçi bulmadığım alkollü sürücü tiplemesi, evli erkeğin sevgili ve eş arasında sıkışıp kalmasından doğan traji-komik haller oyunun örgüsünü oluşturmuştu. Seyircide bu denli iz bırakmasının nedenlerini kendime sorduğumda; dogmalara prim vermemesi, dayatmalara, sınırlamalara aldırış etmesi, tabulara cesaretle dokunabilmesi, bütün bunların yanı sıra, tiyatro etiğinden ayrılmamış olmasını verilebilecek tek yanıt olarak düşünmekteyim. Son söz olarak, Ya Tutarsa oyununda seçmen sayılan tavukların ve horozun sandığa gidip gitmediğini merak edenler varsa oyuna gitmeli! Sandık başında horoz ya öterse?!!

Yayın Tarihi: 1/20/2014
 
BİLET ALIN !

Devam Eden Oyunlar
 

VATAN KURTARAN ŞABAN

YA TUTARSA?

ALİ ERDOĞAN'ın kitapları İMGE KİTABEVİ'inde..

BİZE BİR HALLER OLDU

Şakayla Söyler Haldun Taner

Kabare Dev Aynası Oyun Programı için
Tıklayın!

KATEGORİLER  
   Haberler
   Kabare Hakkında
   Herşey Dahil
   Televizyonda
   Reklam Filmi
   Videolar
   Çalışmalar
   Ziyaretçi Defteri

 
Mail List'e Katılın


 

Şakayla Söyler Haldun Taner Tanıtım Videosu

Şakayla Söyler Haldun Taner Vicdani Tiradı

Şakayla Söyler Haldun Taner Sarhoş Skeci

 
Webmaster: Can Törtop