Tiyatroya gitmeyen toplumlar
Sık sık oyuna gelirler...
Ali Erdoğan


Ana Sayfa  |   Kabare Dev Aynası  |  Ali Erdoğan  |  Oyunlar  |  Oyun Programı  |  İletişim  |  Ziyaretçi Defteri
 
Ahmet Önel'in Şakayla Söyler Haldun Taner Eleştirisi


Kabare Dev Aynası / Şakayla Söyler Haldun Taner

Kültürel değerlerimize sahip çıkma konusunda yaya kaldığımız bir dönemde olmadığımızı kim söyleyebilir? Belleksiz bir toplum olduğumuzla ilgili söylemleri giderek güçlendiren bir duruştan hangimiz nasibini almıyor ki! Yakın döneme ait olmak, bu türden hata ve günahlar konusunda kimseyi aklamıyor aslında. Paraya tahvil edilme olgusunun sınırı yok çünkü. Canımı sıkan son örneğin sevgili Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı oyununu televizyon dizisi yapmadaki aymazlıkta da gördüğüm için öncelikle yazdım bu notu.

Sözü yine Haldun Taner’e getireceğim aslında. Son dönemde Keşanlı Ali Destanı’nın sahnelenme konusundaki gayretkeşlik ,Türk Tiyatrosu’nun “halka mal olmuş” metin sayısında yaşanan yoksulluğun da bir başka düzlemdeki göstergesi olabilir mi acaba? Öyle ya, tiyatrolarımızda kolay vazgeçilmeyen bir alışkanlıktır; şöyle gösterişli, ses getiren bir prodüksiyon düşünüldüğünde adres hep aynı imzalara çıkar. Eh, Haldun Taner’i, Orhan Kemal’i, Aziz Nesin’i... bu konuda korumaya alacak bir kanun maddesi de olmadığına göre iş bu sistem daha uzun süre işleyeceğe benzer!

Bir de farklı kulvardan, dahası sessiz ve derinden giden tiyatrolar/tiyatrocular var. Yaklaşık on iki yıldır Kadıköy’de sahne alan Kabare Dev Aynası bu guruplardan biri. Kurucusu ise sesi yüksek çıkmadığı için (sahne dışında!) kendi coğrafyasınn sınırlarıyla yetinmeyi bilmiş, geleneğe sıkı sıkıya bağlı bir tiyatro insanı olan Ali Erdoğan. Kabare Dev Aynası’nın bu yıl sahnelediği “Şakayla Söyler Haldun Taner” başlıklı kolaj çalışması da, yine büyük ustaya duyulan saygının sahnede hayat bulması olarak tanımlanabilir. Ali Erdoğan, belki de günüzümde fazla örneği kalmayan bir tiyatro geleneğinin son temsilcilerinden biri bana kalırsa. İlk etapta Muammer Karaca, Gazanfer Özcan, yine yakın zamanlara kadar sahneden kopmayan Nejat Uygur ilk elde geliyor aklıma. Halk gülmecesinin tiyatroyla hemhal olmuş bu ustalarının her zaman için tiyatro izleyenlerde farklı bir yeri vardır. Onlar bizden biridirler ve sahneye çıktıkları an , salondakilerin sözcülüğüne sığındıklarını daha ilk selamlarında belli ederler. Muhalif duruş çok eski bir geleneğin devamından izler taşır. Karagöz’den, İbiş’ten, Kel Hasan’dan, Kavuklu Hamdi’den günümüze süregelen zincirin son halkalarından biri olarak tanımlıyorum Ali Erdoğan’ı. Günümüzde “incelik” hiç bir alanda yer bulamıyor artık; politik gülmecenin de ne yazık ki kaba örnekleriyle yetinmek zorunda kalıyoruz. Ali Erdoğan, bu yaklaşımı tiyatroda ustası bellediği bir kalemden, Haldun Taner’den feyz alarak sürdürmeye ve farklı bir yere taşımaya çalışıyor!

“Şakayla Söyler aldun Taner”,oyununun ilk perdesinde Ali Erdoğan Haldun Taner’in unutulmaz oyun kahramanlarından “Vatan Kurtaran Şaban” kimliğiyle karşımızda. Dünden bu güne değişmeyen bir yaklaşımın hazin resmi geçidini acı bir gülümsemeyle izlemekle yetiniyoruz. Sahi, bu oyunun ilk sahnelenişinden bu yana otuz yılı aşkın bir süre geçmedi mi? Yoksa ülkemizde “bir şeylerin “ asla değişmeyeceğiyle” ilgili tesbitimiz giderek pekişecek mi dersiniz? Sanat kültür her daim “tu kaka” olmaya devam mı edecek yoksa? Sanatçılara,kültür adamlarına farklı türden canlılarmış gibi davranmaya ne zaman son vereceğiz dersiniz?

İkinci perdede ise Haldun Taner’in öykü ve oyunlarından bir karma ile karşı karşıyayız. Rüya, Tuş gibi öyküler ustanın tiyatrodan da öte, meraklısını yine onun kitaplarına yönlendirecek bir güce işaret ediyor. Finalde ise Vicdani’yle burun burunayız . bu seçimiyle oyun boyunca gülümsemekten geri durmayan seyircisine finalde ters bir vuruş yapmaktan geri durmamış Ali Erdoğan. Salona “plak olmayın plak olmayın...” diye seslenirken “son Vicdani’nin” yalnızca bir sahne karakteri olmadığını da hatırlatıyor bizlere . Ali Erdoğan’ı bir gülmece üstadı olarak tanıyan ve bilen biz izleyicileri için de hoş bir sürpriz aslında bu final. Taner Usta’nın “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” oyununun da aslında tıpkı diğer oyunları gibi her zaman sahneyle buluşmaya hazır bir metin olduğunu düşünüyoruz bu noktada. Evet, yine aynı paradoksla karşı karşıyayız: Otuz yıl öncelerden bir oyun ve hâlâ değişmeyen bir toplumsal yapılanma! Elbette sevgili Ali Erdoğan’ın sözünü ettiğim oyunun tamamını sahne üstüne taşıması daha etkili ve görevci bir yaklaşım olurdu mutlaka. Belki daha sonraki çalışmalarında onu “skeçlerdeki tiplemelerden” oyun karakterlerine geçirecek bir sıçramayı beklemekle yetinmeliyiz şimdilerde. Öyle ya, Orhan Kemal’in Murtaza’sı, ya da Gogol’ün Palto’suna saklanan Akaki Akakiyeviç neden bir kez de Ali Erdoğan’ın yorumuyla buluşmasın?

“Şakayla Söyler Haldun Taner” de Erdoğan’a İsmail Can Törtop, Sibel Erkan, Ümmühan Kıldiş, Cihan Bektaş, Merdan Kardan ve Çağla Şadoğlu başarıyla eşlik ediyorlar. Tüm kadronun projeye olan inancı sahne üstündeki çalışmaya olumlu bir biçimde yansıyor. Oyundaki sahne tasarımı da sözünü ettiğim, geleneğe uygun bir yaklaşımla kotarılmış. İki masa, sandalyeler ve karikatürlerle bezenmiş panolar kolay yer değişim ve hızlı bir trafik için hayli olanaklı. Ne var ki, özellikle genç izleyiciler için adında bile Haldun Taner geçen bir oyunda, daha farklı hoşlukların da olmasını bekliyoruz. Oyunun başlangıcına ve bölüm aralarına serpiştilecek Haldun Taner yapıtlarına göndermeler, ustanın hayatı ve sanatından ipucu taşıyan kısa bilgilendirmeler, çalışmanın daha görevci olmasına da hizmet edebilirdi kanımca. Kadıköylü hemşerileri ,böylelikle içlerinde yaşamış, kapı komşuları olmuş bu usta kalemi daha yakından tanıma olanağı da bulurlardı. Dahası, yalnızca tiyatroyla yetinmeyip kitaplarına da yönlenebilirlerdi; az kazanç mı bu? Bu düşüncenin devamını getirmek nasıl da mümkün aslında. Fuayede Haldun Taner’in fotoğraflarından ya da oyun ve kitap kapaklarının büyütülmüş örneklerinden oluşmuş bir serginin akıl edilmesi gibi... İsteyenin bir yüzü kara demekle yetinelim en iyisi.

“Şakayla Söyler Haldun Taner” , Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde Türk Tiyatrosu’nun bu usta kalemini daha yakından tanımak isteyen izleyicilerini bekliyor. İçtenlik ve samimiyet oyunun asıl dinamosu. Ali Erdoğan, az önce de sözünü ettiğimiz beklentiler konusunda bizi yalnız bırakmayacaktır diye düşünelim bir de. Onunla özdeşleştireceğimiz bir karakteri sahneye taşıması için gereken beyin fırtınasını çoktan başlatmış bile olabilir, kim bilir! Evet, ülkemizin değişmeyen kaderi, yerinde sayan olumsuzluklar... belki de bir sanatçı için tam da bu noktada ne yazık ki bir “avantaja” dönüşüyor.

Ahmet Önel

Yayın Tarihi: 2/27/2012
 
BİLET ALIN !

Devam Eden Oyunlar
 

VATAN KURTARAN ŞABAN

YA TUTARSA?

ALİ ERDOĞAN'ın kitapları İMGE KİTABEVİ'inde..

BİZE BİR HALLER OLDU

Şakayla Söyler Haldun Taner

Kabare Dev Aynası Oyun Programı için
Tıklayın!

KATEGORİLER  
   Haberler
   Kabare Hakkında
   Herşey Dahil
   Televizyonda
   Reklam Filmi
   Videolar
   Çalışmalar
   Ziyaretçi Defteri

 
Mail List'e Katılın


 

Şakayla Söyler Haldun Taner Tanıtım Videosu

Şakayla Söyler Haldun Taner Vicdani Tiradı

Şakayla Söyler Haldun Taner Sarhoş Skeci

 
Webmaster: Can Törtop